Ahlaksızlığın bedelini masum canlar ödüyor

  • 02
    KAS
    1702 hit
    Ahlaksızlığın bedelini masum canlar ödüyor

     İlk kez bir yazı yazmakta zorlanıyorum...
    İçim acıyor... Kelimeler acımızı anlatmaya kifayetsiz kalıyor. 30 Kasım Cuma günü saat 14:51'de İzmir'de adeta hayat durdu. İzmirli olarak bugüne kadar böyle bir deprem yaşamadık, hissedilen 6.6'dan çok daha yüksekti.
    Vefat eden vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. İzmir depreminde yine aynı tablo ile karşılaştık.
    "Deprem değil bina öldürür" gerçeğini bize bir kez daha gösterdi. Neden binalar dayanıklı yapılmıyor? Bu inşaatlara nasıl ruhsat veriliyor? Neden denetimler yeteri kadar ciddiyetle yapılmıyor?
    21. yüzyılda olmamıza rağmen, onca teknolojik imkanların göbeğinde iken halen bina çökmesi sebebiyle masum insanların can vermesi Türkiye'ye de İzmir'e de hiç yakışmıyor. Üç kuruş fazla para kazanma hırsıyla ahlaksızca malzemeden çalarak bina yapan, rant sevdalısı vicdansızlar müebbet hapis ile cezalandırılmalıdır.

    AĞIR CEZALAR VERİLMELİ
    Hiçbir mesleki bilgi birikim ve yetkiye sahip olmadığı halde sırf cebinde parası olduğu için müteahhitlik yapanları, bunlara yetki verenleri, kötü binalara ruhsat verenleri, inşaatları gerektiği gibi denetlemeyenleri...
    Yani tüm sorumluları bulup yargı önüne çıkarmalı ve en ağır cezalar verilmelidir. Memurundan müdürüne, mimarından müteahhitine, işçisinden başkanına kadar her kimse...
    Bugüne kadar yaşadığımız tüm depremlerde inşaat sektörüyle ilgili hep aynı tablo ile karşılaşıyoruz. Cehalet ve para hırsı içinde binaların bilimsel standartlarda yapılmasının önüne geçenlerin vicdansızlığı masum insanlarımızı öldürüyor.
    Mühendislik bir bilim dalı değil mi? Üç kuruş para için diplomasını satan mühendisleri kınayalım.
    Türkiye inşaat sektörüne ilişkin artık çok daha ciddi önlemler almalıdır. Nasıl ki bir ilaç şirketi veya bir savunma sanayi şirketi üretim yapmadan önce çok sıkı süreçlerden geçiyor ve yüzlerce kriteri yerine getiriyorsa, inşaat sektöründe de benzer uygulama ve kurallar getirilmedir.
    Bu sektörde çok daha multidisipliner çalışılmalıdır. Çünkü canın telafisi yok...
    Ayrıca depremde binlerce ev hasar gördü. Usulsüz bina yapanların hatalarını, depremzedeler kanlarıyla, canlarıyla ödüyor. Zaten pandemiyle mücadelede pek çok aile zor duruma düşmüşken, bir de bu felaketin eklenmesi facia oldu.
    İzmir'de çok sayıda vatandaş evsiz kaldı.

    DEVLET SEFERBER OLDU
    Elbette ki devlet İzmirlilerin yanında yer alarak tüm imkanları seferber etti. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, depremzedeler için 24 milyon lira destek gönderildiğini ve gerektiğinde bu yardımın artacağını söyledi. Her ne kadar devlet depremzedelere maddi destek sağlayacağının sözünü verse de, asıl sorun binaları sağlam yapıp insanlarımızı bu yardımlara ihtiyaç duyar hale düşürmemek olmalıdır.
    Sonuçta o devletin parası, yani halkın parasıdır. Halbuki önlemek, ödemekten her zaman düşük maliyetli ve kolaydır.
    Depremin ardından acımızı ve öfkemizi dindirmek pek kolay olmayacak. Enkaz kaldırma sürecinde özellikle pandemi ile mücadele edilen şu günlerde yüreklerini koyarak büyük bir mücadele eden arama kurtarma ekiplerine minnettarız.
    Allah onları korusun. Depremin ardından söz söylemek çok zor... Tez zamanda acılarımızın dinmesi, bu zor günlerin geçmesi dileğiyle...