İzmir'in Kurtuluşu kentsel dönüşümde

  • 16
    KAS
    1108 hit
    İzmir

     İzmirliler deprem sonrası şokları atmaya çalışıyor. Hasarlı binaları boşaltma, güvenli binaya taşınma süreci ve depremzedelerin mağduriyeti devam ediyor.
    Ev kiralarının yüksekliği cep yakarken, binaların güvenliğini anlamak ise ayrı bir sorun oluşturuyor. Bilindiği gibi İzmir'de binlerce ev hasar aldı. Binaları ağır hasarlı olan vatandaşlara devlet destek olsa da bu kapsama girmeyen, evleri hasar görmüş ve can güvenliği korkusu taşıyan birçok kişi bulunuyor. İzmir için özel bir destek ve çalışma programı uygulanıyor ancak zaman da hızla ilerliyor.
    Kentsel dönüşüm için çalışmaların hızlanması gerekiyor. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki kanuna göre arsa sahiplerinin 3'te 2'sinin onay vermesi ile kentsel dönüşüm sürecine başlanıyor. Fakat bu çoğunluğu oluşturmak bile uygulamada zor. İzmir'de 6,6'lık yıkıcı depremin ardından halen kentsel dönüşüm için ev sahipleri anlaşamıyor. Bu oran % 51 ile sınırlandırılabilir. Depremden korunmak için kentsel dönüşüme acil ihtiyaç var ve merkezi yönetim çözüm için çalışırken, yerel yönetimler de, müteahhitler de, vatandaşlar da elini taşın altına koymalı.
    Çünkü deprem bölgesindeki İzmir, ancak köklü bir kentsel dönüşümle kurtulabilir.

    FIRSATÇILARA İZİN VERİLMESİN
    Diğer taraftan özelikle inşaat maliyetlerinin yüksek olması kentsel dönüşüme engel oluyor. Müteahhitlerin inşaat maliyetleri gerekçesiyle ev sahiplerinden çok yüksek fiyatlar istemesi ev sahiplerine geri adım attırıyor. Örneğin, Karşıyaka'da 115 metrekarelik ve 8 dairelik bir apartmanda müteahhit üst kattan dublexs daire alacak olmasına rağmen, daire başı ev sahiplerinden 325 bin TL para talep ediyor.
    Halbuki devletin depremle ilgili kanun ve yönetmeliklerine göre, inşaatın kuralları belirli olmasına rağmen böyle fahiş fiyatların istenmesi ne kadar ticaret ahlakına sığmaktadır?
    Bu tür fırsatçılıkların önüne geçilmesi için resmi kurumlar vatandaşlara yol gösterici olarak neler yapabilir? Ayrıca kentsel dönüşüm noktasında, daha önce bir takım önerilerde bulunmuştum. Özellikle inşaat için gerekli hammaddelerin devlet kontrolünde ilerlemesi, konut kredisi faizlerinin düşürülmesi, vadelerin uzatılması şu aşamada çok isabetli olacaktır.
    İzmir için bankaların özel bir düzenleme yapması beklenmektedir. Bazı müteahhitlerden "5 kat imarı olan bir yapıya 6 kat imar izni verilmesi durumunda kentsel dönüşüm kolaylaştırıcı olacaktır" önerisi geldi. Bu öneri dikkate alınmalı.

    MANZARA İZMİR'E YAKIŞMIYOR
    Depremlerle yaşamak hayatımızın bir gerçeği. Bu nedenle depremi bir sorun olmaktan çıkarıp, "depremlerin fakir ülkeleri vurduğu gerçeğini" silmemiz lazım. Japonya'da 9'luk depremde bina yıkılmıyor. Çünkü Japonya dünyada depremden en ağır darbe alan ancak zaman içinde radikal kararlarla depremle en iyi mücadele eden ülke oldu. Mesela kullandıkları sismik izalatörler sayesinde binalar depremi hissetmiyor.
    Elazığ'da 24 Ocak 2020'de meydana gelen 6,8 şiddetindeki depremde 41 can kaybı yaşanmıştı. Oysa Elazığ'daki Fethi Sekin Hastanesi'nde deprem hiç hissedilmedi. Çünkü hastane yapılırken sismik izalatörler kullanıldı. Diğer taraftan kentsel dönüşüm sürecinde uzmanlar parsel bazında değil, ada bazında kentsel dönüşümün uygulanmasını dile getiriyor. Eğer ada bazlı dönüşüm olursa, yeterli sosyal ve yeşil alanlara sahip, otopark ve trafik sorunu bulunmayan, insanları sağlıklı konutlarda barınan bir kent kurulacaktır. Maalesef öyle sokaklar var ki, yangın çıksa itfaiye giremez.
    Deprem olduğunda toplanılacak güvenli alan az. Bu manzaralar Türkiye'nin 3. büyük kenti İzmir'e yakışmıyor.