Tarım sektöründe seferberlik başlıyor

  • 12
    MAR
    12323 hit
    Tarım sektöründe seferberlik başlıyor

     

    Tarım ülkemizin kalkınması ve gelişmesi için stratejik öneme sahip bir sektördür. Ne kadar şanslıyız ki ülkemizin coğrafyası, iklimi, ovaları, akarsuları, denizlerinin olması, hayvancılık, deniz ürünleri, bitkisel ürünlerinin çeşitliliğine yol açmıştır. Peki bu kadar imkanımız ve bereketli topraklarımız varken tarımda neden dünya lideri olamıyoruz?
    Cumaovası'ndan tarımın içinde yetişen biri olarak diyebilirim ki; hasattan hasata cebine para giren çiftçinin; yaşam koşullarının zorluğu, ailelerin çocuklarını şehirde yaşatma isteği ve gelecek kaygısı, kayıt dışı üretim, sosyal güvence yoksunluğu, girdi maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle ürün yetiştireme, pazarlama ve satış kaygısı ve sulama yetersizliği tarımın büyük sorunlarından birkaçıdır.

     

    VİZYONLARI GENİŞLETİLMELİ

     

    Pazarlama kaygısı yaşayan ve elinde kalacağından korkan çiftçi mecburen ürününü aracılara vermektedir. Örneğin tarlada 50 kuruşa satılan bir mal, birçok el değiştirdiğinden tüketiciye gelene kadar fiyatı 6-7 TL'ye hatta daha yüksek rakamlarda pazar ve marketlerde satılmaktadır. Görüldüğü gibi tarımda "üreticiden" çok "aracılar" kazanmaktadır.
    Maalesef bu aracıların birçoğu kayıt dışı çalışarak haksız kazanca, vergi kaçağına yol açarak tarıma darbe vurmakta ve ülkemize zarar vermektedir. Bunu engellemenin ve tarımı şaha kaldırmanın en keskin yolu faaliyetlerin "Üretici Birlikleri ve Kooperatifler tarafından yürütülmesidir. Bu kapsamda mevcut kanunların düzenlenmesi, Avrupa'da olduğu gibi denetim yetkisinin de Üretici Birliklerine verilmesi gereklidir.
    AB, TÜBİTAK, Kalkınma Ajansı, İPARD gibi hibe desteği veren kuruluşlar çiftçilere faaliyetlerini bizzat anlatmalı ve işbirliği yapılmalıdır.
    Üreticiler Milli Tarım Projesi, 2018- 2023 Tarımda Stratejik Plan çalışmaları hakkında bilgilendirilerek vizyonları genişletilmeli ve cesaretlendirilmelidir.

     

    ÖZEL TEŞVİK VERİLMELİ

     

    Tohumda "dışa bağımlılığın" önüne geçmek için genetik ve biyoçeşitlilik bakımından zengin olan ülkemizin yerli tohum şirketlerine Ar-Ge ve ıslah çalışmaları maksimum seviyede desteklenmeli ve özel teşvik verilmelidir.
    Katma değeri yüksek ve endüstriyel ürünler ile toprak ananın ülkemize armağanı olan endemik bitkilerin ve farmakop endüstrisine uygun çeşitlerin geliştirilmesi önemlidir. İlerleyen aşamalarda kompost" sistemlerin kurulması ile solucan gübresinin üretilmesi hedeflenmelidir.
    Konya büyüklüğündeki Hollanda ülkemizin imkanlarına sahip değilken Ar-ge ve inovasyon çalışmalarına verdiği önemle tarımda dünyada güçlü bir ülke olmuştur.
    Selçuklu, Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet döneminde bile tarımda ileri seviyede iken elimizdeki güçlü imkanlara odaklanarak tarımda dünya lideri olabiliriz.
    Milli Tarım politikalarının uygulanabilirliğinin sağlanması, stratejik ürün gruplarında ithalat yapılmamakta kararlı olunması, her koşulda "yerli üretimin desteklenmesi", Ar-Ge ve teknolojiye dayalı bir sistemin kurulması ve tarımın sanayiye dönüştürülmesi için başta hükümetimizi, bakanlığımızı, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, ilgili kuruluşların el birliği ile tarım seferberliği ilan etmesi gereklidir. Tarımda dünyaya model olan bir Türkiye hayaliyle.

    Kaynak:Gonca Elibol Yeni Asır Köşe yazısı